
Doğru hasta seçimi ve kişiye özel planlama, Fransız askısı ile doğal görünümlü bir sonuç hedeflemeye izin verir. Yüz anatomisi, cilt elastikiyeti, sarkma düzeyi, ip yapısı ve uygulama tekniği sonucu birlikte belirler. Bu nedenle hiçbir hekim kişiden bağımsız bir sonuç garantisi veremez.
Fransız askısı, yüz hatlarını baştan oluşturmayı amaçlamaz. Hekim, cilt altına yerleştirdiği özel iplerle aşağı yönde yer değiştirmiş dokuları destekler. Bu yaklaşım, yüz ovalini belirginleştirmeyi ve kişiye daha dinlenmiş bir ifade kazandırmayı hedefler. Yöntem, cerrahi yüz germe kapsamına girmeyen sınırlı bir girişimdir. Bununla birlikte cilt altına yapılan her işlem gibi tıbbi değerlendirme ve deneyim gerektirir.
Doğal görünüm, yalnızca dokuyu yukarı taşımak anlamına gelmez. Hekimin yüz oranlarını, mimik hareketlerini, doku kalınlığını ve iki yüz yarısı arasındaki küçük farkları koruması gerekir. Kemik, bağlar, kaslar, yağ bölmeleri ve cilt farklı hızlarda yaşlanır. Bu katmanların birlikte değişmesi, her yüzde farklı bir yaşlanma örüntüsü oluşturur (Cotofana ve ark., 2016). Etkili planlama da bu örüntüye dayanır.
Fransız askısı ile cerrahi yüz germe arasında açık bir sınır bulunur. İp askılama dokulara destek verir. Cerrahi yüz germe ise daha geniş doku düzenlemelerine ve fazla cildin çıkarılmasına olanak tanır. İleri sarkma veya belirgin cilt fazlalığı bulunan kişide ipler aynı kapsamda değişim sağlayamaz. Gerçekçi bir hedef, yöntemin sınırlarını baştan kabul etmekle başlar.
Fransız askısı, sarkmaya eğilimli yumuşak dokuları yukarı ve uygun yan yönlerde destekler. Bu destek, yanaklar, çene hattı ve yüz ovalinde daha düzenli bir görünüm hedefler. Uygun hastalarda kaş çevresi de planlamaya dahil olabilir.
Hekim ipleri belirlediği derinlikte ve yönde ilerletir. İplerin taşıyıcı yapısı, dokunun yeni konumda desteklenmesine yardım eder. Askılama yönü yalnızca yukarı doğru olmaz. Yüzün bölgesel anatomisi, dışa veya yana doğru farklı destek yönleri gerektirebilir. Bu nedenle işlem, tek bir çizgi boyunca cildi çekme mantığına dayanmaz.
Yüz bölgesi | Değerlendirilen temel değişim | Gerçekçi hedef | Yöntemin sınırı |
Yanaklar | Orta yüz dokusunun aşağı yer değiştirmesi | Yanak geçişini ve orta yüz desteğini iyileştirmek | Belirgin hacim kaybını tek başına gidermez |
Çene hattı | Alt yüzde gevşeyen dokuların sınırı bozması | Çene kenarını daha belirgin göstermek | İleri düzeyde gıdı veya cilt fazlalığını düzeltmez |
Yüz ovali | Alt ve orta yüz arasındaki oranın değişmesi | Daha dengeli bir dış hat oluşturmak | Kemik yapısını değiştirmez |
Kaş çevresi | Kaş kuyruğunda düşme eğilimi | Uygun hastada daha açık bir bakış hedeflemek | Göz kapağındaki fazla cildi çıkarmaz |
Bu değişimler, yüzü gergin ve ifadesiz göstermeyi değil, mevcut hatları desteklemeyi amaçlar. İp askılama cilt yüzeyini yenilemez. Derin kırışıklıkları silmez. Hacim kaybını da doku dolgusu gibi karşılamaz. Kişinin ana sorunu cilt kalitesi, derin kırışıklık veya hacim azalmasıysa hekim farklı seçenekleri değerlendirir. Böylece tedavi hedefi ile yöntemin işlevi birbirine uyar.
Doğal sonucu üç temel başlık belirler: askılama yönünün yüz anatomisine uyması, cilt ile sarkma düzeyinin yönteme uygunluğu ve doğal ifade ile simetrinin korunması. İp sayısı veya çekme gücü tek başına başarı ölçüsü değildir.
Bu faktörler birbirini tamamlar. Doğru yön, uygun olmayan cilt kalitesini telafi edemez. İyi cilt elastikiyeti de dengesiz bir çekme planını düzeltmez. Hekim bu nedenle işlem öncesinde durağan fotoğraflarla yetinmez. Gülme, konuşma ve kaş kaldırma sırasında yüzün hareketini de inceler.
Hekim, her bölgedeki sarkmanın yönünü ve doku dağılımını ayrı ayrı inceleyerek askılama yönünü belirler. Amaç, dokuyu en yüksek noktaya çekmek değil, yüz ovali içinde dengeli bir destek oluşturmaktır.
Yanaktaki yağ dokusu ile çene kenarındaki gevşeme aynı davranışı göstermez. Bir bölgede dikey destek öne çıkarken başka bir bölgede yan destek gerekebilir. Hekim, sabitleme noktasını ve ipin izleyeceği yolu bu farklara göre planlar. Doku kalınlığı da ipin görünürlüğü ve çevresindeki baskı açısından önem taşır.
Her hastaya aynı şablonu uygulamak bu ayrımları göz ardı eder. Standart bir yön haritası, kişinin zayıf veya ağır dokusuna eşit olmayan yük bindirebilir. Kişisel planlama ise her bölgenin ihtiyacını ayrı değerlendirir. Bu yaklaşım, yüz ovalinin bir bütün olarak dengeli görünmesine hizmet eder.
Elastikiyeti korunan cilt ve hafif veya orta düzeyde sarkma, ip desteğine daha uygun bir zemin oluşturur. İleri doku gevşekliği ve belirgin cilt fazlalığı, yalnızca askılama ile karşılanamayacak bir ihtiyaç yaratabilir.
Cilt elastikiyeti, cildin gerilme sonrasında önceki durumuna dönme kapasitesini ifade eder. Doku kalınlığı ise ipin taşıdığı yükü ve cilt yüzeyindeki görünümü etkiler. Yaşlanma, ciltteki destek yapılarını değiştirirken yağ bölmelerinin konumunu ve hacmini de değiştirir. Bu yüzden hekim yalnızca kronolojik yaşa bakarak karar veremez (Cotofana ve ark., 2016).
Hafif sarkmada sınırlı bir destek, yüz hatlarında fark edilir bir düzenleme sağlayabilir. Orta düzeyde sarkmada sonuç, dokunun ağırlığına ve sabitleme koşullarına daha fazla bağlıdır. İleri gevşeklikte ise gevşek cildi yukarı taşımak, cilt fazlalığını ortadan kaldırmaz. Bu durumda hekimin cerrahi seçenekler dahil alternatifleri açıklaması gerekir.
Hekim, kişinin mevcut yüz oranlarını, mimiklerini ve doğal asimetrilerini planlamaya dahil ederek ifadeyi korur. Hedef, iki yüz yarısını mekanik biçimde eşitlemek değil, kişinin tanınabilir özelliklerini sürdürmektir.
İnsan yüzünde küçük sağ ve sol farkları doğal olarak bulunur. Kaş yüksekliği, göz açıklığı ve gülümseme biçimi iki tarafta aynı olmayabilir. İşlem öncesi kayıtlar bu farkları görünür kılar. Hekim böylece doğal bir farkı işlem kaynaklı bir sorun gibi düzeltmeye çalışmaz.
Aşırı kaldırma, mimik sırasında dokuda gerilme yaratabilir. Doku dağılımıyla uyumsuz çekme de belirli noktalarda büzülme veya sert bir hat oluşturabilir. Dengeli planlama, dinlenme ve hareket sırasındaki görünümü birlikte ele alır. Doğal sonuç, kişinin yüzünü değiştirmeden daha dinlenmiş görünmesi anlamına gelir.
İpin esnekliği, taşıyıcı yapısı ve doku içindeki davranışı, mimiklerle uyum ve destek biçimi üzerinde etkilidir. Yine de ip türü tek başına doğal sonuç garantisi vermez. Yerleştirme tekniği ve hastanın doku özellikleri aynı derecede önem taşır.
Fransız askısı adı altında sunulan bazı sistemlerde silikon içeren esnek bir yapı ve dış taşıyıcı bileşen bulunur. Bu tasarım, dokuyu desteklerken yüz hareketlerine uyum sağlamayı hedefler. Ancak ürün adları ve yapısal özellikler üreticiye göre değişebilir. Hekimin kullanacağı ipin içeriğini, emilebilir olup olmadığını ve sabitleme biçimini açıklaması gerekir.
Bilimsel derlemeler, silikon içeren esnek ipleri geleneksel dikiş biçimindeki iplerden ayrı değerlendirir. Esneklik hareket uyumu açısından bir tasarım özelliği sunar. Buna karşılık aşırı gerilme, doku üzerinde istenmeyen baskı oluşturabilir. Emilmeyen malzemeler uzun dönemde iltihap veya yabancı cisim yanıtı riski de taşır (Hong ve ark., 2024). Bu nedenle esneklik, tek başına üstünlük anlamına gelmez.
Özellik | Esnek ve emilmeyen ip sistemleri | Polidioksanon ipler |
Temel yapı | Ürüne göre silikon içeren çekirdek ve taşıyıcı dış yapı | Emilebilir sentetik dikiş malzemesi |
Vücuttaki davranış | Yapısını korur ve dokuda kalır | Zamanla biyolojik olarak parçalanır ve emilir |
Hareket hedefi | Esnek tasarımla mimiklere uyum sağlamak | Ürünün biçimi ve çentik yapısıyla doku desteği oluşturmak |
Değerlendirme ölçütü | Gerilme, sabitleme, uzun dönem doku yanıtı | İp kalınlığı, çentik yapısı, emilim ve doku yanıtı |
Kanıt sınırı | Fransız askısı adına özgü karşılaştırmalı veriler sınırlıdır | Çalışma sonuçları Fransız askısına doğrudan aktarılamaz |
Polidioksanon iplerle yapılan araştırmalar, malzemeler arasındaki farkı anlamaya yardım eder. Ancak bu çalışmalar farklı ip tasarımlarını ve teknikleri inceler. Bu nedenle bir ürünün sonucunu başka bir ürüne eşitlemek bilimsel olmaz. Doğal görünüm için ipin özelliğini, doğru derinliği, uygun yönü ve ölçülü gerilmeyi birlikte değerlendirmek gerekir.

Yüz ovalinde hafif veya orta düzeyde sarkması bulunan, cilt kalitesi ip desteğine uygun olan ve sınırlı bir değişim bekleyen kişiler değerlendirme için uygun aday olabilir. Genel sağlık durumu ve gerçekçi beklentiler de kararın parçasıdır.
Bu yöntem, cerrahi yüz germe istemeyen kişilere bir seçenek sunabilir. Henüz kapsamlı cerrahi müdahale gerektirmeyen doku gevşemesinde de düşünülebilir. Buradaki belirleyici nokta, kişinin cerrahiden kaçınma isteği değil, anatomik ihtiyacının ip askılama ile karşılanabilmesidir. Aksi durumda daha az kapsamlı işlem, yeterli sonuç anlamına gelmez.
Hekim hasta seçiminde dört alanı birlikte inceler:
Cilt elastikiyeti ve doku kalınlığı
Sarkmanın bölgesi ve derecesi
Kanama, enfeksiyon ve iyileşme açısından genel sağlık durumu
Kişinin beklediği değişimin ölçüsü ve süresi
Polidioksanon iplerle yapılan 31 işlemlik bir çalışma, en uygun sonuçların sınırlı sarkması bulunan seçilmiş hastalarda görüldüğünü bildirmiştir (Suh ve ark., 2015). Bu çalışma Fransız askısını doğrudan değerlendirmez. Yine de hasta seçiminin ip askılama yöntemlerindeki önemini gösterir. Belirgin cilt fazlalığı veya ileri doku sarkması varsa hekim, cerrahi yüz germe veya başka bir yaklaşımın uygunluğunu ayrıca değerlendirmelidir.
Fransız askısı iplerle sınırlı doku desteği sağlar. Cerrahi yüz germe ise daha geniş doku düzenlemesi yapabilir ve fazla cildi çıkarabilir. Bu fark, iki yöntemin hedefini, iyileşme sürecini ve kalıcılık beklentisini değiştirir.
Karşılaştırma ölçütü | Fransız askısı | Cerrahi yüz germe |
Müdahalenin kapsamı | Cilt altına ip yerleştirme ve dokuyu destekleme | Cilt ve daha derin dokularda kapsamlı cerrahi düzenleme |
Cilt fazlalığı | Fazla cildi çıkarmaz | Uygun teknikle fazla cildi çıkarabilir |
Hedeflenen değişim | Sınırlı sarkmada daha dengeli ve dinlenmiş görünüm | Daha ileri yaşlanma bulgularında kapsamlı düzeltme |
İyileşme süreci | Genellikle daha sınırlı, ancak kişiye göre değişen bir süreç | Daha kapsamlı cerrahi iyileşme ve takip süreci |
Sonucun kalıcılığı | İp, teknik ve yaşlanma sürecine bağlı değişir | Yaşlanma sürse de doku düzenlemesinin etkisi daha uzun dönemlidir |
Temel sınır | İleri sarkmada yeterli düzeltme sağlamayabilir | Daha geniş cerrahi risk ve bakım gerektirir |
İki yöntemi yalnızca iyileşme süresi üzerinden karşılaştırmak eksik kalır. Daha kısa iyileşme, daha uygun tedavi anlamına gelmez. Benzer biçimde daha kapsamlı cerrahi de her hastada gereklilik oluşturmaz. Hekim, yüz anatomisini ve kişinin hedefini eşleştirerek seçim yapar.
Kanıta dayalı derlemeler, ip askılamanın etkisi ve uzun dönem sürekliliği konusunda ihtiyatlı değerlendirmeler içerir (Atiyeh ve ark., 2021). Bu nedenle ileri yaşlanma belirtilerinde cerrahi yüz germe daha kapsamlı bir seçenek olabilir. Nihai karar, kişinin sağlık durumu ve beklentisiyle birlikte verilmelidir.
Doğal görünüm, şişlik ve hassasiyet azaldıkça ve dokular yeni destek düzenine uyum gösterdikçe belirginleşir. Bu süre kişiden kişiye değişir. İlk günlerdeki görünüm, nihai sonucu temsil etmez.
İşlem sonrasında şişlik, morarma, hassasiyet ve gerginlik hissi görülebilir. Cilt yüzeyinde geçici girinti veya düzensizlik de oluşabilir. Bu belirtilerin şiddeti, işlem alanına, doku yapısına ve kişinin iyileşme yanıtına bağlıdır. Erken dönemdeki asimetri de her zaman kalıcı bir planlama sorunu göstermez.
İyileşme ilerledikçe ödem azalır ve yüz hatları daha sakin bir görünüm kazanır. Hekim, takip sırasında normal iyileşme belirtileri ile müdahale gerektiren bulguları ayırır. Artan ağrı, belirgin kızarıklık, ateş veya kötüleşen şişlik gibi durumlarda kişi kontrolü beklemeden hekime başvurmalıdır.
Kişi, hekimin bakım önerilerine uymalı ve kontrol randevularını aksatmamalıdır. Erken dönemde kendi başına düzeltme arayışına girmek doğru değildir. Takip, hem doğal görünümün gelişimini hem de olası sorunların zamanında ele alınmasını sağlar.
Yüz anatomisine uymayan planlama, aşırı askılama ve dokuların dengesiz kaldırılması yapay görünüme yol açabilir. Yanlış derinlik veya teknik sorunlar da ciltte çöküntü, düzensizlik ve asimetri oluşturabilir.
Aşırı gerilme, yüz hatlarını doğal sınırlarının ötesine taşır. Dengesiz çekme ise bir bölgede aşırı destek, diğer bölgede yetersiz destek yaratır. İpin yüzeye çok yakın olması ciltte girinti veya görünür hat riskini artırabilir. Bu nedenle daha güçlü çekme, daha iyi estetik sonuç anlamına gelmez.
Doğal görünüm hedeflemek, komplikasyon riskini ortadan kaldırmaz. Enfeksiyon, ipin ele gelmesi, görünür hale gelmesi, dışa çıkması veya uzun süren doku yanıtı oluşabilir. Farklı ip sistemlerini kapsayan 26 çalışmanın derlemesinde en sık bildirilen sorun şişlik olmuştur. Derlemede ciltte çöküntü, his değişikliği, ipin görünmesi veya ele gelmesi, enfeksiyon ve ipin dışa çıkması da bildirilmiştir (Niu ve ark., 2021). Bu oranlar farklı teknikleri içerir ve Fransız askısına özgü risk oranı olarak yorumlanmamalıdır.
Bu ayrım, hastanın gerçekçi bilgi almasını sağlar. Hekim, olası belirtileri ve hangi durumda müdahale gerektiğini işlem öncesinde açıklamalıdır. Kişi de işlem sonrasında beklenmeyen bir sorun olduğunda değerlendirme istemelidir.
Kesin ve herkes için geçerli bir süre vermek mümkün değildir. İpin yapısı, uygulama tekniği, cilt özellikleri ve devam eden yaşlanma süreci kalıcılığı birlikte etkiler. Fransız askısı yaşlanmayı durdurmaz.
İpin dokuda kalması ile estetik sonucun aynı düzeyde sürmesi aynı kavram değildir. Emilmeyen bir ip fiziksel olarak varlığını koruyabilir. Buna rağmen cilt, yağ bölmeleri ve destek bağları zaman içinde değişmeye devam eder. Yüzün görünümü de bu değişimden etkilenir.
Polidioksanon iplerle 160 hastayı kapsayan bir çalışmada ilk ay görülen düzelme altıncı ayda belirgin biçimde azalmış ve bir yılda etki kaybolmuştur (Bertossi ve ark., 2019). Bu sonuç, yalnızca çalışmada kullanılan emilebilir iplere ve tekniğe aittir. Fransız askısı için bir süre vaadi olarak kullanılamaz. Farklı ip sistemlerini içeren derlemeler de uzun dönem memnuniyetin erken döneme göre azalabileceğini gösterir (Niu ve ark., 2021).
Hekim, kesin süre yerine ürün bilgisini ve kişisel etkenleri açıklamalıdır. Takip muayeneleri, zaman içindeki değişimi nesnel biçimde değerlendirme olanağı verir. Gerçekçi uzun vadeli beklenti, gerektiğinde yeni bir değerlendirme yapılabileceğini de kabul eder.
Kişi, hekimin yüz analizi yapmasını, ipin özelliklerini açıklamasını ve beklenen değişim ile riskleri net biçimde konuşmasını istemelidir. İşlem öncesi bilgilendirme, doğal sonucun ilk adımıdır.
Hekim yüz anatomisini, sarkma derecesini, cilt kalitesini ve estetik hedefleri birlikte değerlendirmelidir. Muayene, yalnızca hangi bölgenin kaldırılacağını belirlemez. Yöntemin kişiye uygun olup olmadığını da sınar. Hekimin benzer anatomik sorunlardaki deneyimi, planlama ve komplikasyon yönetimi açısından önem taşır.
Görüşmede şu sorulara açık yanıt almak gerekir:
Kullanılacak ip hangi malzemelerden oluşur ve vücutta emilir mi?
Planlanan askılama yönü hangi anatomik ihtiyaca dayanır?
Beklenen değişim hangi sınırlar içinde kalır?
Olası riskler ve belirginleşen bir sorunda izlenecek yol nedir?
İyileşme ve kontrol süreci nasıl planlanır?
İp askılama yerine hangi yöntemler değerlendirilebilir?
Öncesi ve sonrası fotoğrafları da dikkatli yorumlamak gerekir. Işık, açı, mimik ve çekim zamanı görünümü değiştirir. Kişi, kendi yüz yapısına ve başlangıç sarkma düzeyine benzeyen örneklere odaklanmalıdır. Başka bir hastanın sonucu, kişisel sonuç garantisi oluşturmaz.
Kişiler en çok mimiklerin korunmasını, gerginlik hissini, dolgu ile birlikte kullanımı, yaş etkisini ve istenmeyen sonuçlarda izlenecek yolu merak eder. Her sorunun yanıtı kişisel değerlendirmeye bağlıdır.
Bu sorular, doğal görünümün yalnızca işlem anına bağlı olmadığını gösterir. Planlama, iyileşme ve gerektiğinde düzeltme süreci de sonucu etkiler. Aşağıdaki yanıtlar genel bilgi sunar ve kişisel muayenenin yerini almaz.
Yöntem, doğal mimikleri korumayı hedefler. Yine de ifade üzerindeki etkisi, uygulama tekniğine, ipin gerilmesine ve kişinin doku özelliklerine bağlıdır.
Hekim, dinlenme sırasındaki görünüm kadar gülme ve konuşma sırasındaki hareketi de değerlendirir. Ölçülü destek, yüz ifadesini değiştirmeden hatları düzenlemeyi amaçlar. Aşırı gerilme veya hareketli dokuya uymayan yerleşim ise mimik sırasında rahatsızlık ve yapay görünüm oluşturabilir.
İlk dönemdeki gerginlik hissi çoğu zaman iyileşme süreciyle ilişkilidir. Kalıcı aşırı gergin görünüm ise daha çok aşırı askılama veya dengesiz doku desteği ile bağlantılıdır.
Şişlik ve dokudaki hassasiyet, erken dönemde yüzün daha sert hissedilmesine yol açabilir. Hekim, takipte bu hissin seyrini ve cilt yüzeyini inceler. Gerginlik azalmıyor, görünüm bozuluyor veya başka belirtiler ekleniyorsa kişi yeniden değerlendirme istemelidir.
Bazı hastalarda iki yöntem farklı ihtiyaçları karşılamak için birlikte planlanabilir. İp askısı dokuyu destekler. Dolgu ise hacim kaybını gidermeyi hedefler. Kombinasyon her hasta için gerekli değildir.
Sarkma ile hacim kaybı aynı durum değildir. Yanakta belirgin boşalma bulunan bir kişide yalnızca yukarı destek sağlamak, eksik hacmi geri getirmez. Buna karşılık hacmi yeterli olan bir yüzde ek dolgu gereksiz dolgunluk yaratabilir. Hekim işlem sırasını, bölgeleri ve ürün seçimini kişisel analize göre belirler.
Yaş tek başına doğal sonucu belirlemez. Cilt kalitesi, sarkma derecesi, genel sağlık ve beklentiler birlikte değerlendirilmelidir.
Aynı yaştaki iki kişide doku kalınlığı ve elastikiyet önemli farklar gösterebilir. Genç bir kişide belirgin hacim kaybı, ileri yaştaki bir kişide ise cilt fazlalığı öne çıkabilir. Bu nedenle hekim yaş aralığı yerine anatomik uygunluğu esas alır. Yaş, risk ve iyileşme değerlendirmesinin yalnızca bir parçasıdır.
Kişi öncelikle işlemi yapan hekime başvurmalıdır. Düzeltme veya ipin çıkarılması seçenekleri, ipin yapısına, yerleşimine, sorunun niteliğine ve geçen süreye bağlıdır.
Erken dönemdeki şişlik veya geçici asimetri ile kalıcı bir sorunu ayırmak gerekir. Hekim önce sorunun kaynağını belirler. Sonrasında izlem, düzeltme veya çıkarma seçeneklerinden uygun olanı açıklar. Emilmeyen ve çevresinde doku yanıtı oluşan iplerin çıkarılması her zaman basit olmayabilir. Bu nedenle kişi başka bir girişimden önce ayrıntılı değerlendirme yaptırmalıdır.
Abraham, Rima F., et al. “Thread-Lift for Facial Rejuvenation: Assessment of Long-Term Results.” Archives of Facial Plastic Surgery, vol. 11, no. 3, 2009, pp. 178–183.
Atiyeh, Bishara S., et al. “Percutaneous Thread Lift Facial Rejuvenation: Literature Review and Evidence-Based Analysis.” Aesthetic Plastic Surgery, vol. 45, no. 4, 2021, pp. 1540–1550. https://doi.org/10.1007/s00266-020-02095-1.
Bertossi, Dario, et al. “Effectiveness, Longevity, and Complications of Facelift by Barbed Suture Insertion.” Aesthetic Surgery Journal, vol. 39, no. 3, 2019, pp. 241–247. https://doi.org/10.1093/asj/sjy042.
Cotofana, Sebastian, et al. “The Anatomy of the Aging Face: A Review.” Facial Plastic Surgery, vol. 32, no. 3, 2016, pp. 253–260. https://doi.org/10.1055/s-0036-1582234.
Hong, Gi-Woong, et al. “Thread Lifting Materials: A Review of Its Difference in Terms of Technical and Mechanical Perspective.” Clinical, Cosmetic and Investigational , vol. 17, 2024, pp. 999–1006. https://doi.org/10.2147/CCID.S457352.
Niu, Zehao, et al. “A Meta-Analysis and Systematic Review of the Incidences of Complications Following Facial Thread-Lifting.” Aesthetic Plastic Surgery, vol. 45, no. 5, 2021, pp. 2148–2158. https://doi.org/10.1007/s00266-021-02256-w.
Suh, Dong Hye, et al. “Outcomes of Polydioxanone Knotless Thread Lifting for Facial Rejuvenation.” Surgery, vol. 41, no. 6, 2015, pp. 720–725.





